Blog
Kadim Ay Tanrıçası’nın Sırrı
- Mart 1, 2024
- Yayınlayan: Gülsen Erdem
- Kategori: Ana Kategori
Ay kültü neredeyse her kadim gelenekte ve eski kültürde yer edinmiştir. Ay Tanrıçası ve onun kızlarıyla oğullarının yöntemini belirler. Güneş ve Ay kültü birbirini tamamlayan iki unsurdur. Gözlemleyin, kendinizi, doğayı ve olayları, bunların arkasındaki gizli döngüyü fark edin. Bunu fark ettiğiniz takdirde, geçmişin, geleceğin ve şimdinin kadim bilgisine vakıf olacaksınız.

Ay geçerken halden hale, tüm ruhlar takip eder onun seyrini. Ayın döngüsü, döngüsüdür insanların. Bu seyir bir çemberdir, doğumun ve ardından ölümün ve yeniden doğumun çemberi…
Karanlık ayda, karanlığın bilgeliği ve zenginliği açığa çıkar, Ayın kadim hanımı eski sırları gece ehline fısıldar. Ve büyürken ay, artar sırlar, yükselişe geçer kadim yolu hatırlayanlar. Dolunay evresinde, yükselir ruhlar, dans ederler ayın altında kadim sırrın sihriyle sarhoş olanlar. Ayın kutsaması insanların üzerine gümüşi damlalarla yağar ve kadim büyü uyanır ruhlarda sessizce yükselirken geceye doğru efsunlu fısıltılar…
Ay, Güneş’in eşi, Dünya’nın kızkardeşi, gecenin, sihrin ve bilgeliğin temsili… Kadim zamanlardan beri, Ay’ın sırrı hep aktarıla gelmiştir ağızdan ağza ve gönülden gönüle. Ay’ın sırrına vakıf olmak, en gizli iç potansiyele kulak vermek demektir, Ay’ı duymak demek geçmişin ve geleceğin döngüsünden çıkıp, gecenin en karanlığında ki bilgelik ışığını taşımak ve hatta bu ışık haline gelmek demektir. Ayla uyumlu olmak, insanın kendi doğasının en gizemli noktalarını açığa çıkarıp, onları tanımak ve bilmek, bunların ötesinde en gizemli sırlarını öğrenmek demektir.
AY DOĞMUYORSA YÜZÜNE GÜNEŞ VURMUYORSA PENCERENE, KABAHATİ; NE GÜNEŞTE NE DE AYDA ARA. GÖZLERİNDEKİ PERDEYİ ARALA. – MEVLANA
İşte bu yüzden Ayın sırrı çok derindir, işte bu yüzden binlerce yıldır kadim gelenekler Ay Anne’nin sırlarını duymayı öğrenmeyi nasihat ederler. Ama her yiğidin harcı değildir gece ehli olmak ve ayın kadim sırrına karışma ve korkmadan karanlığın içine dalmak. Ancak ruhu, daha ötesini merak eden cesur insanlar bu yola girmeye cesaret eder ve bu cesaretin ödülü ise kadim sırları öğrenmektir. Peki siz Mater Luna’nın rehberliğinde kadim karanlığın dehlizlerinde kendinizin en derin sırlarını keşfetmeye hazır mısınız?
Ay Tanrıçası’nın sırları
“HERKES AY GİBİDİR VE HERKESİN HİÇ KİMSEYE GÖSTERMEDİĞİ BİR KARANLIK TARAFI VARDIR” MARK TWAİN
Hepimiz yin ve yang enerjileri olduğunu biliriz, yang eril enerjiyi, yin ise dişil enerjiyi temsil eder. Yang yani eril enerji beyazla temsil edilir çünkü beyaz yansıtıcıdır, dışa dönük, yaratan, başlatan enerjidir. Yin ise siyah ile temsil edilir çünkü alıcı, içe dönük, değiştiren ve devam ettiren enerjidir. İşte bu temel yin ve yang enerjiler yani eril ve dişil enerjilerin doğrudan fiziksel tezahürlerini ay ve güneşte görürüz. Yalnız bu enerjilere daha spesifik isimler verilir, Güneş’in yaydığı saf eril enerjiye solar enerji, Ay’ın yaydığı saf dişil enerjiye lunar enerji denir.
Solar enerji yani Güneş’in yaydığı eril enerji, yaşam enerjisidir, şifalandırır, yaşam verir, bilinci güçlendirir, Lunar enerji yani Ayın yaydığı dişil enerji ise oldukça mistiktir, sezgileri arttırır, eskilerin tabiriyle sihirlidir ve büyü enerjisini arttırır (düşüncelerle daha kolay evreni etkileme), bilinçaltını besler veya açığa çıkarır. Solar enerjiyi bilincin üst katmanı dersek, Lunar enerji bilinçaltıyla alakalıdır.
Bu yüzden esasında ayın sırları aynı zamanda bilinçaltımızın sırları demektir. Ay’da bahsettiğimiz karanlık, kötü manasında değil, gizli, keşfedilmeyi bekleyen, bilinmeyen manasındadır ve bilinçaltı tam olarak böyledir. İşte Ay’ın tesirleri aynı zamanda bilinçaltımızda olan yani karanlık tarafımızda ki sırları, hazineleri de keşfetmektir. Unutmayın, hazineler her daim toprağı altında, karanlıkta gizlidirler!Ama bu cesaret ister, çünkü bu aynı zamanda kabul etmek istemediğimiz, geçmişe attığımız kusurlu yanlarımızı da kabul etmek ve keşfetmek demektir. Bu gizemli karanlık yani bilinçaltımızın derinlikleri, bizim gizli hazinelerimizi ve özel yetilerimizi sakladığı gibi, korkunç yaratıklarımızı ve canavarsı yönlerimizi de saklar yani derin acı ve travmalarımızı, derin cinsel dürtülerimizi, fantezi dünyalarımızı, geçmişe ait bastırdığımız hisleri… İşte bu yüzden gece ehli olmak zordur yani karanlığın derinliklerine inmek cesaret ister. Kadim Ay’ın sırrı bize bunu anlatır ama bunu anlatırken Ay Anne bize elinde ki meşaleyle yani ayın ışığıyla, karanlığın ışığıyla yol gösterir.
Bu yüzden karanlık tanrıça olarak resmedilen ve ayla ilişkilendirilen Hecate bir meşale taşır. Ay anne bize, elinde ki ışıkla, kendi karanlığımızın sırlarını keşfederken bize yol gösterir. Nereye gitmemiz gerektiğini, en derin korkularımızın nasıl aslında basit şeyler olduğunu, umursamadığımız olayların bizi ne kadar incittiğini ve gizli benliklerimiz arasında nasıl yetenekler sakladığımızı bize kadim ışığıyla gösterir. Bu ışık bahsettiğimiz gibi karanlığın ışığıdır.
Işık, eskilere göre iki türlüdür aydınlığın ışığı (Tanrısal ışık, güneş) ve karanlığın ışığı (Tanrıçsal ışık, ay), Bu ikisi arasında bir dönüş vardır. Güneş yerini Ay’a, zamanı gelince de Ay yerini Güneş’e bırakır. Aydınlık ve Karanlık yani bu iki derin bilgelik, birbirini tamamlar ve içlerinde birbirlerini taşırlar, Güneş içinde karanlığı, Ay ise aydınlığı, ışığı taşır ama zıtlıktan dolayı bunlar bir araya gelemezler. Güneş indiğinde Ay çıkar ve Ay indiğinde Güneş belirir… Tasavvufta buna kavuşamayan iki sevgili benzetmesi yapılır. Aslında onlar kavuşur, ama gökyüzünde değil, İnsan ruhunun derinliklerinde. Bizler güneşten ve ay anneden aldığımız enerjileri ruhumuzda bütünleyerek, onların bilgeliğini içimizde tamamlarız ve kendi keşfimizi yaparız.

Ay Anne
İZİN VER DİANA’NIN ORMAN SAKİNLERİ OLALIM, GÖLGENİN BEYLERİ, AY’IN SADIK HİZMETKARLARI OLALIM. SHAKESPEARE
Ay, saf yin enerjisinin yani dişil enerjinin, kaynağı olduğunu söylemiştik gecenin ışığıdır zira karanlıktır, Güneş ise saf yang enerjisinin kaynağıdır yani eril enerjinin kaynağıdır, gündüzün enerji kaynağıdır, aydınlıktır. Bir verici ve yaratıcı enerji olan Güneş, kendi sonsuz enerji kaynağını kendi “yaratır” ve bunu hem Dünya’ya hem Ay’a verir. Pasif dişil enerjinin temsili olan Ay ise bu enerjiyi absorbe eder ve “yansıtır”. İşte Güneş ve Ay’ın genel doğası bize yin ve yang enerjilerinin oldukça fiziksel yansımaları olduğunu gösterir. Eskiler bu bilgelikleri keşfetmişler ve yin enerjisinin bilinci olan Tanrıça’nın benliğinin Ay’ın enerjisinde olduğunu keşfetmişlerdir, bu yüzden Ay’ın doğrudan Tanrıça’nın bir sureti, görüntüsü olduğunu derinden hissetmişlerdir.
TANRIÇA, KENDİNİ AY’IN SURETİNDE GÖSTERİR.
Bu yüzden Ay tanrıçası aynı zamanda öz Tanrıça enerjisini temsil eder. Çünkü tanrıça üç yüzlüdür, bakire, anne ve yaşlı bilge kocakarı. Bunun gibi Ay’da üç yüzlüdür, hilal, dolunay ve karanlık ay. Bu yüzden ayın döngüleri tanrıçanın döngülerini temsil eder. Eskiler Ay ile çalışmanın Tanrıça ile doğrudan iletişim kurmayı sağladığını ve Tanrıça’nın Ay’ın bilincinde ve sırrında saklı olduğunu biliyorlardı. Haliyle Ay, kendi başına bir tanrıça olarak kabul edilir ve bu yüzden Ay anne ya da Ay Tanrıçası olarak adlandırılır.
AY ANNE AYNI ZAMANDA AŞUKTUR. GÜNEŞ İSE MAŞUK…
Güneş ışığını yayar ve Ay anne Güneş’in ışığını alır, Güneş eril prensip olarak yaymakla görevlidir, Ay ise dişil prensip olarak bunu dönüştürmek ve alıp yansıtmakla. Bu yüzden tasavvufi benzetmelerde Güneş maşuk yani aşık olunan, Ay anne ise aşık olandır. Çünkü Ay ışık için Güneş’in peşinde koşar ve onun ışığı olmadan parlayamaz, Ay’ın ölümün derin doğasından yaşamın doğasına geçişini Güneş sağlar. Hatta Mevlana Şems-iTebrizi Güneş’e kendisini ise Ay’a benzetir. O’nu kendisini aydınlatan veya aydınlanmasına vesile olan Güneş (zaten Tebrizi’nin Şems olarak anılması da tesadüf değildir, şems güneş demektir) kendisi ise bu ışığı alan ve gönlünde Allah aşkına dönüştürerek insanlığa yayan, gecenin sert koşullarına merhamet, şefkat ve sevgi ışığını tutan Ay gibidir. Şems, sert, rasyonel ve dikte edici bir yapıya sahipken, Mevlana duygusal ve aşkınlık halinde ki bir yapıya sahiptir. Burada dahi Ay’ın ve Güneş’in bilgeliği mevcuttur. Şems-i Tebrizi’nin, Makalat’ında şöyle geçer; “Bu Mevlana Ay’dır; benim varlığımın güneşine gözler erişemez. Ancak Ay’a erişebilir. Işığının ve aydınlığının son derece parlaklığından dolayı gözler Güneş’e bakamaz. O Ay Güneşe erişemez ama Güneş Ay’a yetişebilir.”
Ay denklikleri
YÜCE ANNENİN KELİMELERİNİ İŞİT, Kİ O, KADİM OLAN AY ANNE ANILIR FARKLI İSİMLERLE; DİANA, LUNA, SELENE, ARTEMİS, İSİS, ASTARTE, MELUSİNE…
Ay’ın enerjisini temsil eden bazı denklikler önem arz eder. Burada bazı temel denklikleri veriyoruz. Burada ki metal, taş, bitki ve semboller Ay’ın enerjisini taşırlar ve Ay’ın sihrini yani enerjisiniz (Lunar enerji) çekmemize, Ay anne ile iletişime geçmemize yardım ederler.
Günü: Pazartesi (Monday; moon-day; ay günü)
Metal: Gümüş , platinyum, itriyum
Bitki: Yasemin, lavanta, sandal, mür, biberiye, pelin otu, su teresi, zambak, gündüz sefası, kedi otu, kedi nanesi, söğüt, okaliptus, kafur, lotus
Taş: Ay taşı, beril, aleksandrit, ayna camı, dağ kristalleri
Karşılıkları: Sezgiler, Mİstizm, Vizyon (durugörü), rüyalar, duygular, hayal ve düşler, kadın, tanrıçalar, doğum, reenkarnasyon, astral seyahat, değişim (transformasyon), sihir, bilinçaltı
Sayıları: 3, 9 (kabalistik karşılığı), 81, 369(Sihirli karesi), 3321 (Her daim 3’ün katları)
Elementi: Su, (bazı kaynaklara göre havada dahildir)
Sembolleri: Gümüş kase, Tavşan (nedenine Tanrıça’nın sembollerinde değinmiştik), kedi (kediler Ay’ın yaratıklarıdır, ayın enerjisiyle doludurlar. Bu yüzden ay ile kediler arasında doğrudan bağlantı vardır), geyik, baykuş
Meleği: Cebrail
Tanrıçaları: Diana (roma), Luna (Roma), Selene (yunan), Artemis (yunan), İsis (mısır), Bastet(mısır), Hecate (Anadolu-yunan), Tivs (etruskan), Enzu (Sin) (etruskan), Varuna (hint), Uma (hint), Danu (irlanda), Cerridwen (kelt) (Binlerce ay tanrıçası vardır, bazıları doğrudan Ay’ın hanımı olarak isimlendirilirken bazıları ay’la ilişkili olarak farklı anılır. Ay Anne veya Ay tanrıçası aslında daha bütüncül olarak ele alınır pagan geleneklerde. Farklı suretlere bölünse de, özü aynıdır bu yüzden genel bir isim kullanılır genelde)
Müzik Aletleri: su sesi çıkaran çalgılar, Ziller, mandolin, kabak çıngarağı, ney, arp, üçgen
Ay kültü
Ay kültü neredeyse her kadim gelenekte ve eski kültürde yer edinmiştir. Ay Tanrıçası ve onun kızlarıyla oğullarının yöntemini belirler. Güneş ve Ay kültü birbirini tamamlayan iki unsurdur. Güneş kültü dışa, Ay kültü içe dönük çalışmalar bütünlüğü taşır. (Eski Mısır’da İsis ve Osiris inisiyasyonu şeklindedir bu süreç) Ay kültünde sezgiler, içgüdüler ve akışkan ritüeller ön plandadır. Teorik bilgiler söz konusu olmakla birlikte, Ay kültünde teorik bilgiden çok sezgisel bilgi ön plana çıkar, ki buna kehanet pratikleri de dahildir. Kehanet pratiği derken sadece gelecek bilgisi olarak anlaşılmamalı, bilinmeyen sırları vizyon, görü ve çeşitli teknikler -tarot, suya bakma vs.- ile öğrenme sanatı olarak farz ediyorum. Kişi iç sesini dinler ve içinden geçeni yapar. Bu yüzden Ay ışığı altında eskiler dans ederdi ve içlerinde ki potansiyeli, bilinçaltlarında ki hazineyi bir trans haliyle dışarı çıkarırlardı.
IŞIĞIMI PARLATTIĞIMDA GECENİN EN KARANLIK SAATİNDE, AÇIN KALBİNİZİ VE BAKIN GÖKTEKİ SURETİME. BEN AYIN HANIMI, UNUTULMUŞ SIRLARI BAHŞEDECEĞİM SİZE- MA
Ay kültünün bulunduğu özel ezoterik oluşumlar ve merkezler olmuştur tarih boyunca. Örneğin İtalya’da Stregheri’lar arasında bir dönem ciddi şekilde yoğunlaşan Diana kültü veya Teselya’da bulunan Ay kültü buna örnektir. Burada onlara uzun uzun değinme olanağımız yok ama Teselya kültürüyle özdeşleşmiş eski bir gelenekten bahsetmemiz önemlidir.
Ayı Aşağı Çekme (Drawing Down The Moon)
TESELYA’NIN BÜYÜLÜ SÖZLERİYLE, YILDIZLARI, AY’I İNDİRMİŞTİ GÖKLERDEN. – IAMBUS
Ayı aşağı çekme ritüeli, Ay kültünün en eski ve en kadim ritüellerinden biridir. Bu ritüel ancak ezoterik inisiyasyonun en üst seviyesine gelmiş (coven sisteminde yüksek rahibe) bir “kadın” tarafından yapılırdı.
Ay kültü bahsettiğim gibi, ezoterik öğretinin iki önemli kolundan biridir. Bir diğeri ise güneş kültüdür. Karma ezoterik geleneklerde güneş ve ay kültü birlikte inisiyasyon sürecine girenlere öğretilirdi. Bunun için önce Ay kültü öğretilir sonra Güneş kültüne geçilirdi. Bazı ezoterik gruplarda ise bayanlara ay kültü, erkeklere güneş kültü odaklı bir ezoterik eğitim verildiğini görüyoruz.
Antik mısır’da ay ve güneş kültü kendini İsis inisiyasyonu ve Osiris inisiyasyonu olarak göstermiştir. Ay kültünde öğrenci içgüdülerine öğrenmeyi, sezgilerini dinlemeyi ve yüksek Aysal sırlar vasıtasıyla bilinçaltının derinliklerine yolculuk etmeyi öğrenirdi. Bu Ay kültünde en üst derece ritüellerden birisi ise Ayı Aşağı Çekme ritüelidir.
Geleneğin kökeni hakkında en detaylı bilgiler, greko-roman geleneklerinden elde edilen, alıntılar ve resimlerde görülmüştür. Bunlardan en bilineni Teselya cadılarıdır. Teselya’da bulunan ve aynı zamanda kahin olan cadıların (aynı zamanda rahibeler), Tanrıça’nın verdiği güçle Ay’ı kontrol edebildiklerine inanılırdı. Hatta bunla ilgili cümleleri ve inançlar bu zamana kadar geldiği gibi seremoniyi canlandıran vazo resimi de mevcuttur;
Ay’ın döngüleri değindiğimiz gibi Tanrıça’nın döngüleridir ve bu yüzden bu döngüler kutlanırken büyük önem verilir. Güneş ile sembolize edilen Tanrı, ölür ve dirilir. Elbette bu ölüm bir yok oluş değildir lakin Tanrı’nın değişim süreçleri yoktur çünkü Güneş değişmez ve sabit bir döngüye sahiptir. Ama kış aylarında Dünya’dan uzaklaşır ve ısısı azalır, yaz aylarında ise yaklaşır ve ısısı artar. İşte bu evrensel döngü, yukarıda olan aşağıda olan yasasında da söylendiği gibi, Tanrı’nın sürecidir. Kış sürecinde Tanrı’nın Tanrıça’nın rahmine geri döndüğü düşünülür ve 21 Aralık Yule günü ise Tanrıça’nın rahminden doğarak yine eril sürece gelmesi kutlanırdır. (Hristiyanlığa bu Noel olarak yani İsa’nın doğumu olarak geçmiştir zira İsa’da güneş ile sembolize edilir).

TANRIÇA İÇİN EN YÜCE SEMBOLÜMÜZ AYDIR; Kİ O ÜÇ FARKLI AÇIDAN KADINLARIN YAŞAMINDAKİ ÜÇ AŞAMAYI YANSITIR VE AYIN BÜYÜYEN VE KÜÇÜLEN AY DÖNGÜLERİ KADINLARIN MENSTRÜEL DÖNGÜLERİYLE ÖRTÜŞÜR. – CAROL P. CHRİST
Ama Ay böyle değildi… Ölmüyordu, enerjisi azalmıyordu, yok olmuyordu, uzaklaşmıyordu sadece ama sadece sürekli değişiyordu. Aynı bayanların bedenleri gibi… İşte Tanrıça’nın değişimlerinin Ay’ın değişimlerinde görülmesi bundandır. Tanrıça’da hilalde bakire formundadır ve dolunayda Anne formuna geçer, karanlık ayda ise yaşlı bilge-kocakarı formuna yani karanlık tanrıçaya dönüşür. Bu yüzden her ay döngüsünün özel bir anlamı vardır ve buna esbat denir. (Esbatlar iki türlüdür birinci Dolunay ve Karanlık ay ve diğer süreçlerdir, ikincisi ise her aydaki dolunaya varklı bir isim verili, o dolunaylarında ritüel ve gelenekleri farklıdır. Örneğin Ağustos ayında ki dolunaya genelde Balık Ayı denirdi çünkü balık avlama sezonu açılırdı, bu yüzden su ile ilgili çalışamalar yapılırdı ya da Ekim ayındaki dolunaya hasat ayı denirdi çünkü bu süreçte son hasatlar yapar hatta bazen dolunay süreçlerinde gecenin sonlarına kadar hasat yapılırdı, bu da ayrı bir ritüel havasında gerçekleştirilirdi. Bunlara uzun uzun denimeyeceğimiz için sadece dipnot olarak geçiyoruz. Asıl bizi ilgilendiren Ayın döngüleri. Döngülerin zamanlarına girmiyorum uygun bir “ay takvimi”nden bu süreçleri takip edebilirsiniz.
Hilal
Hilal kısa süren bir süreçtir. Karanlık Ay’dan sonra yaşlı koca karı tanrıça, yeni bir döngüye girer, saflaşır ve Bakire Tanrıça olarak hilal sürecinde karşımıza çıkar.
Bereket, sevgi ve neşenin ve umudun sürecidir. Bu süreç bir tür yenilenme ve büyüyen ay devresinin başlangıcı olduğu için yaratmak istediğimiz süreçler için uygun bir gündür. Artemis bakire tanrıça olarak hep hilal ile sembolize edilir. Bakire Tanrıça’nın özelliği cinsel ilişkiye girmemiş olmasından çok, masumiyeti, saflığı ve bağımsızlığı ile alakalıdır. Dişil enerji daha zayıftır ve eril ile dengelidir. Haliyle bu tarz çalışmalar için uygundur. Yeni iş fırsatlar, yeni başlangıçlar değişimler yaratma, hayvanlarla ilgili çalışmalar, duygulardan arınma, dişil enerjiyi eril ile dengeleme ve yeniliklere niyet etme için güzel bir süreçtir. Ayrıca bu süreç neşe dolu bir süreçtir ve umudu taşır, geleceğe dair umut ve neşeyle yürümek için uygun çalışmalar yapılabilinir.
Büyüyen Ay Süreci – İlk dördün
Hilal ile Dolunay arasındaki sürece büyüyen ay süreci denir. Büyüyen ayda lunar enerji giderek artar. Bu süreçte hayatınıza yeni şeyleri çekmek ve çağırımlar gibi çalışmalar uygulanır. Ayrıca hayatınızda var olan bazı şeyleri (duygular, para, iş durumu, spiritüellik vs.) geliştirmek içinde büyüyen ay süreci seçilmelidir. Çünkü büyüyen ay aynı zamanda hayatımızda ki dilek ve olaylarında büyüyüp gelişmesini sağlar. Ayrıca girişimlerde cesaret içinde faydalıdır.
İlk dördün yarım daire şeklinde ayın gözükdüğü süreçtir (D harfi gibi). Bu süreçte büyüyen ay gibi gelişme ve büyüme ile alakalıdır. Motivasyon, şans çalışmaları, yeni arkadaşlıkalr kurmak veya mevcut olanları güçlendirmek, ilişkileri sağlamlaştırmak için yapılacak çalışmalar açısından uygundur.
Şişkin Ay Devresi
Önemli değişimlerin yapılabileceği bir süreçtir. Bu süreçte her şey durgunlaşmış gibi gelebilir veya hissiyatlarda bir durgunluk olabilir, bu durumda sıkıntı yapmayın. Gebelik süreci gibidir zira Büyüyen ay sürecinde ki şişkinlik devresinde Bakire Tanrıça artık hamiledir, sabır ve bekleme sürecidir. Daha çok dolunay sürecinde yapılacak planlarla haşır neşir olunur. Sabır çalışmaları için uygundur. (Küçülen Ay sürecinde ki şişkinlik evresinde ise yine bir sakinlik söz konusudur. Ay döngüleri büyüyen ve küçülen Ay devrelerinde kendilerini tekrar eder.)
Dolunay
Dolunay süreci artık Tanrıça’nın kozmik anne formunda olduğu ve lunar enerjinin hat safhaya yükseldiği süreçtir. Bu noktada enerji çok yükselir ve her tür çalışma yapılabilinir. Dolunay auraları besler ve insanların içsel enerjilerini güçlendirir. Ayrıca sezgiler, hisler ve durugörü gibi duyular dışı algılamalar daha da güçlenir, bu tarz görü ve sezgi çalışmaları için de idealdir. Mutlaka meditasyonla, çeşitli ritüellerle veya görü çalışmalarıyla geçirilmeli ve Dolunay’ın enerjisiyle bütünleşilmesi gereken bir süreçtir. Sağlıktan, işe, bilgelikten, ruhsallığa, ilişkilerden, değişim ve yaratımlara ve korunma (varlıklar, kazalar, insanlar, negatif enerjiler vs.) çalışmaları dahil her konuda çalışma yapılanabilinir.
Küçülen ay – Son dördün
Ay artık küçülmektedir. Tanrıça yaşlanmaya başlar ve bereketli doğurganlık sürecinden yavaşça karanlık-ölümsel sürece geçer. Bu sürede hayatımızda küçülmesini istediğimiz şeyler için çalışmalar yapılır. Örneğin hastalığın küçülmesi, zarar veren kişilerin azalması, çok yeme gibi hayatımızda “çok” ollupta bize zarar veren davranışların azalması gibi süreçler için çalışma yapılır. Ayrıca anlayış sağlama, hak arama, olaylara farklı açıdan bakma açısından faydalıdır.
Karanlık Ay veya Yeni Ay
[quote]Işıklar sönmüşse ve karanlıksa; ona da aldırma, ay ışığını seyret. Mevlana[/quote]
Bu süreçte Dünya’dan Ay gözükmez (karanlık tarafı gözükür). Ay takviminde “yeni ay” diye adlandırılan süreçtir. Burada çok önemli bir noktaya parmak basmak zorundayız. Yeni ay deyince belli bir kesim hilal ile karıştırıyor. Ay takviminde geçen yeni ay, karanlık ay sürecidir hilal değil. Bu yüzden başlangıçları değil sonlanmaları temsil eder. Yeni şeyler için değil hayatımızda bitmesini istediğimiz şeyler için çalışmalar yapılır.
Tanrıça artık siyah pelerinini kuşanmış ve yaşlı bilge kocakarı formundadır. Kadim efsunların, mistizmin, öte alemin, ruhların ve daha nice gizli, sır dolu bilgelikleri fısıldamaya başlamıştır. Karanlık ay’da her çalışma yapılmaz. Burada Tanrıça ölmez ama Tanrıça’nın Karanlık yüzü ortaya çıkar. Karanlık kötücül anlamda değildir, karanlık bilinmeyen ve tamamen manevi aleme dair olandır. Karanlık ay hayatımızda istemediğimiz şeyleri defetmek için ve bahsettiğimiz üzere hayatımızda bitmesini istediğimiz, sonlandırmaya niyet ettiğimiz şeyler için çalışma yapılır. Bağımlılıklardan kurtulma, gereksiz insanları, olayları ve travmaları geride bırakma zamanıdır. Kişinin içe dönüp bilinçaltını sorgulaması gerekir çünkü Karanlık ay bilinçaltının da derin karanlık sırlarını temsil eder. Karanlık ay da yapılacak meditasyonlarda bilinçaltımızda ve içsel derinliğimizde gizli kalmış yön ve duyguları keşfe çıkarız. Ayrıca yıkıcı enerjilerle de alakalıdır. (Yıkımında yeniden üretimin bir parçası olduğunu unutmayalım.) Sessizlik önemlidir bu günde, sükunetin bilgeliğini idrak etmek çalışmalar açısından daha faydalı olacaktır.
Döngülerin Döngüsü
Ay Tanrıçası her daim bu ay döngüleri sebebiyle su ile özdeşleştirilmiştir. Su gibi tanrıça’da akışkan ve değişkendir. Güneş Tanrı rahme doğru geri çekilip ölüm süreci yaşarken bile Ay Tanrıçası ölmes karanlıklara bürünür ve sonra karanlık cübbeyi atıp, beyazlarla bakire Tanrıça’ya dönüşür. O her daim vardır ve döngülerle alakalıdır. İşte bu yüzden spiral en kutsal sembollerinden biridir. Bu ay döngüleri de hayatınızda yapmak istedikleriniz ve çeşitli çalışmalar için baz alabileceğiniz önemli esbatlardır. Ayrıca çok önemli olmasa da ay döngülerinin yükselme ve batma zamanları da vardır ve ilginç bir şekilde bu da döngüseldir;
Görüldüğü üzere Ayın yükseliş ve batış süreçleri 3, 6, 9 yani 3’ün katları şeklinde değişmekte ve 12 saatlık bir döngüde yer almaktadır. Burada dahi gizli bir döngü mevcuttur. Bu felsefeyi idrak etmek Ay tanrıça’sıın en önemli sırlarından biri olan döngünün önemini kavramak demektir, zira zaman lineer değil döngüseldir. Tekrar veya Devresellik (döngü) yasası da buna işaret eder. O yüzden Zodyak, astrolojik haritalar döngüseldir veya o yüzden eski Türkler “çark-ı felek” yani kader çarkı demişlerdir. Aynı şekilde tarihinde tekerrü etmesi bundan dolayıdır. Tanrıça şu öğütü verir bize;
“Gözlemleyin, kendinizi, doğayı ve olayları, bunların arkasındaki gizli döngüyü fark edin. Bunu fark ettiğiniz takdirde, geçmişin, geleceğin ve şimdinin kadim bilgisine vakıf olacaksınız”.
Ay Tanrıçası’nı gördüğünüzde onu yeniden hatırlayın ve ona seslenin, onun bilgeliğini dileyin. Döngüleri tezahür ederken ruhumuzun döngülerinde, onun bilgelik dolu fısıltılarını dinlemeyi niyet edin. Hatırlayın onu her gökte gördüğünüzde, bilin onun efsunlu varlığını sihirli ışığı üzerinize düştüğünde.. Ve Ay dolun olduğunda, Ay Tanrıça’sının parlak yüzünü izleyin ve o yüzdeki kadim bilgeliği soluyun, böylelikle kutlayın onu, ışığı altında dans ederek; dualarla, meditasyonlarla ve içgüdülerinizden yükselen kadim ritmlerle… Ona seslenin ve yeniden onun bilgeliğini dileyin. Sadece ruhunuzu serbest bırakın onun sihirli akışına, ışığına ve onun kadim bilgeliğini hatırlayın.
Kaynakça: Sayfa kurulum aşamasında olduğundan Google ve Wikipedia dan destek alınmıştır Teşekkürler